TULIN AKKAS
6 Takipçi | 6 Takip
21 02 2012

ÖYLE BİR SIKAR DİZİ Kİ:

Bu diziyi seyredenlerin sabrına hayranım. Tüm geçen haftaları en az 1 saat özet adı altında  yayınlıyorlar. Uzzzuuuuun bakışmalar, dudakları büze süze ağlamalar, saçma sapan dövüşler... Bir zamanlar vardıysa da artık ortada elle tutulur bir konu bile yok. Türkçesi hiç ama hiç anlaşılmayan, dudaklarının arasına iğne koyan halk ozanları vari bir konuşmayla Türkçe bişeyler haykıran CAroline yenge, bir çocuğu sevdim de evlenemedim diye kafayı sıyıran bir hamile kız... Sanırsın, dünyanın tüm kahrı bu ablanın sırtında. Dünyada sevdiği adamla bir bu hatun evlenemedi çünkü. Fatmagül'ü takdir etmemek mümkün değil. .  Bu dizileri seyretmemeyi ne zaman becereceğiz acaba?   Devamı

19 02 2012

TV'DEKİ SEVİYESİZLİKLER NE ZAMAN BİTECEK

YERLİ MALI UMUTSUZLUK EV KADINLARINA DENK GELDİM BU AKŞAM. VE BİR KARAR VERDİM.. BUNDAN SONRA EN BERBAT VE KATLANILMAZ DİZİLERİ BİLE SİZ SEYİRCİLERİM İÇİN İZLEYİP BURADAN YAZACAĞIM... BUGÜN GİRİŞ NİYETİNE BU KISA VE AZ ACILI YAZIMI KABUL EDİN... UMUTSUZ EV KADINLARINDA ZAMANINDA GÜMÜŞ DİYE BİR DİZİDE OYNAYAN BİR KIZA DENK GELDİM. BU KIZ GEÇEN HAFTA DA GÜNERİ CIVAOĞLU'NA ÇIKMIŞTI. VE ORADA DEMİŞTİ Kİ; BEN HEM KONSERVATUAR OKUDUM HEM DE  ŞAN OKUDUM.   ŞAN'I YAN OLARAK MI OKUMUŞ, DERS Mİ ALMIŞ NET BİLEMİYORUM. AMA O BÖYLE DEYİNCE TİYATROCULAR İÇİN SESİN NE KADAR ÖNEMLİ OLDUĞUNU KONUŞTULAR. BEN DE SESİNİ ACABA NE KADAR GÜZEL KULLANIYORDUR HELAL OLSUN DİYE DÜŞÜNMÜŞTÜM!!!! BU AKŞAM DA  DİZİDE O KIZI GÖRÜNCE  ZAP YAPMAYA ARA VERDİM VE İZLEMEYE BAŞLADIM. ANNESİ EVE BİR ADAMLA GELİYOR. BU KIZ DA ADAMI TANIMADIĞI İÇİN WC'NİN KAPISINDA RASTLAYINCA BİR BAĞIRIŞ KOPUYOR. AMA O BAĞIRIŞ BİTMEK BİLMİYOR. KIZ ANNESİYLE BAS BAS BAĞIRARAK KONUŞUYOR, SESİN BAĞIRIRKEN NE HALE GELDİĞİNE SANIRIM HİÇ BAKILMAMIŞ ÇEKİMDEN EVVEL. HADİ ŞOK ANINDA BAĞIRSA DA BİTSE ŞÜKREDİCEM. AMA BİTMİYOR... SON DERECE ABARTILI BİR ROL YAPMA ÇABASI, BAS BAS BAĞIRAN PANİK ATAK BİR KADIN YARATILMAYA ÇALIŞILMIŞ. 3 DAKİKADAN FAZLA SABREDENE AŞKOLSUN. ÜSTELİK O SESE YAZIK DEĞİL Mİ; KONTROLSÜZ SES KULLANMANIN SESE NASIL ZARAR VERDİĞİNİ BİLMİYOR SANIRIM. OKULDA HOCALARI ANLATMAMIŞ OLABİLİR Mİ???? SANMAM.  UMUTSUZ EV KADINLARININ ORJİNALİNDE BU KIZIN MUADİLİNİ OYNAYAN  OYUNCUYU DÜŞÜNDÜM. SARSAK-HAFİF APTALCA-SAKAR BİRİNİ CANLANDIRIYORDU. ZAMAN ZAMAN BU KADAR DA OLUR MU DEDİRTİRDİ AMA YANİ SESİNİN ÇİLEDEN ÇIKARTTIĞINI HİÇ HATIRLAMAM. BİZİM ÜLKEMİZDE AİLELERİN SÜZGEÇSİZ TV KULLANDIĞI BİLİNİYOR. EBEVEYNLER; ÇOĞUNLUKLA DİZİLERİN ÇOCUKLARA UYGUN... Devamı

19 02 2012

İSTANBUL; DALİ-REMBRANDT VE DİĞER AKSİLİKLER

  DÜN İSTANBUL'DAYDIM... DALİ, REMBRANDT VE VAN GOGH ALIVE SERGİLERİ İÇİN. DALİ  MSÜ'NE BAĞLI TOPHANE-İ AMİRE , REMBRANDT SABANCI MÜZESİ VE VAN GOGH İSE İSTANBUL MODERN'DE SERGİLENECEĞİ İÇİN ÇOK DA UMUTLUYDUM. BU ÜÇ KURUMUN SERGİ VE SANAT HASSASİYETİNİ BİLDİĞİMDEN GİDENE KADAR EN KÜÇÜK BİR SORU İŞARETİ YOKTU KAFAMDA.    TAKSİM'DEN BİR  TAKSİYE BİNMEK İSTEDİM. TOPHANE-İ AMİRE'YE GİDECEĞİM DEDİM. ŞOFÖR "ABLACIM NERESİ DEDİNİZ" DEDİ İLGİYLE!!!!... TEKRARLADIM AMA BİLMİYORDU; BEN DE ANKARA'DA YAŞADIĞIM İÇİN BİLMİYORDUM. YANINDAKİ DİĞER TAKSİCİLERE DÖNEN ŞOFÖR GÜLMESİNE ZOR   ENGEL OLARAK "ABİİİİİ TOPHANE ADİR NERESİ?" DİYE SORDU... SAOLSUN AMERİKALI !!! GOOGLE...GİTMEDEN BAKTIĞIM İÇİN İSTANBUL'LU TAKSİCİLERE YOLU TARİF ETTİM... "HAAA ABLA YAKINMIŞ ŞURDAN İN" FALAN DİYE TARİF ETTİLER..GÜZEL...    SÜTİŞ'DE DE KAHVALTI YAPMIŞTIM. MORALİM BOZULACAK GİBİ DEĞİLDİ. KAZANCI YOKUŞUNDAN SALDIM KENDİMİ... AMA SAHİL YOLUNA VARINCA TERS TARAFA YÜRÜDÜĞÜM İÇİN ARADIĞIM YERE BENZER BİR YER BULAMADIM VE KARİZMATİK BİR KAHVECİYE!!! UMUTLA GİREREK SORDUM: TOPHANE-İ AMİRE NE TARAFTA?... SORDUĞUM  KIZ "HAAA ORAYI DÜN DE SORDULAR, İSTANBUL MODERN'İN ORDAMIYMIŞ NE??? ŞU TARAFTA AMA 2 DURAK VARDIR" DEDİ... BEN DE BİR TAKSİYE BİNDİM... AMA BU SEFER ŞOFÖR İSTANBUL MODERN'İ DE BİLMİYORDU. SAHİL YOLUNU TAKİP EDİP BULDUK. AMA KAPISINI KEŞFETMEK HAYLİ ZAMAN ALDI. DEMİR PARMAKLIKLI KİLİTLİ BİR KAPI VARDI.. AMA BURANIN GERÇEK GİRİŞ KAPISI OLDUĞUNA PEK İHTİMAL VERMEDİM. ZİRA HİÇBİR İŞARET YOKTU. BASİT BİR DALİ POSTERİ...SERGİ TARİHLERİ.. AMA NE AÇILIŞ SAATİ YAZIYOR NE DE SERGİ GİRİŞ KAPISI BELİRTİLMİŞ. ÜSTELİK TARİHİ DOKUYA HİÇ UYMAYAN PLASTİK BİR KONTEYNER DURUYOR KİLİTLİ PARMAKLI... Devamı

13 11 2011

ZÜBÜK

BUGÜN ANNEM VE BABAMLA AST'DE ZÜBÜK OYUNUNU İZLEDİK. YAKLAŞIK 2 SENE EVVEL İZLEDİĞİM FOSFORLU CEVRİYE OYUNUNDAN SONRA UZUN SÜRE TİYATROYA GİTMEME KARARI ALMIŞTIM. ÖNCEDEN İZLEDİĞİM ONCA GÜZEL OYUNUN, EVRENİN KARA DELİKLERİNDEN YİTİP  GİTTİĞİ HİSSİNE KAPILMIŞTIM. ÇÜNKÜ SON ZAMANLARDA KLASİKLEŞMİŞ KİŞİLERİN VE KURUMLARIN  BİLE TOPLUMSAL YOZLAŞMADAN PAY ALMA ÇABASIYLA OLSA GEREK, SIRADAN ALTI GÖSTERİLERE İMZA ATTIĞINI GÖRÜP, UMUTSUZDUM. TA Kİ BUGÜNE KADAR. ÇOK YAŞA AST... ESKİLERDEN ALIŞKIN OLUP, SON YILLARDA ÖZLEMİNİ ÇEKTİĞİM SİNİR BOZMAYAN; HATTA RUH SAĞLIĞINA İYİ GELEN;" ROL YAPMANIN"  ABARTARAK İZLEYİCİNİN SİNİRİNİ OYNATMAK OLMADIĞININ BİLİNCİNDE SANATÇILARI İZLEMEK; TEK KELİME İLE BENİ KENDİME GETİRDİ... HEPSİNİ TEK TEK KUTLUYORUM...HERKESE DE TAVSİYE EDİYORUM. Devamı

13 05 2011

PARIS THE QUEEN

PARIS THE QUEEN |  görsel 1

Gezdiğim şehirlerden öğrendiğim birşey varsa, “bir şehir, siz oradan ayrıldıktan sonra başlar en çok ve ne kadar özlerseniz, ne kadar tüterse burnunuzda ; o şehir o oranda güzeldir, o oranda sevilesi”... Değişmeyen şeylerden biri de, uslanmaz bir balık burcu tembeli olduğum için olsa gerek, her yolculuk arefesi, gezeceğim yerler, biletler, oteller, planlama, yemek yenecek yerler, bölüm bölüm gezilecek  müzeler ve hatta kahve alınacak köşeler bile hesaplandıktan sonra, bavullar kapının önünde beklerken içe gelen “ya nereden çıktı şimdi bu seyahat?” sorusu.. “çok mu lazımdı, oturaydın evde, amaaannn, şimdi işin yoksa iki aktarma, pasaport kontrolü, kontrol kuyrukları..offff of”. Ve hepsinin bir anda puf diye uçup gittiği, el bagajının tepeye yerleştirilip, kemerin bağlandığı an. Ne sihirdir anlamam, o anda uçar gider tüm üşengeçliğim. Uçak kalkana kadar uyurum hatta huzur içinde. Ne zaman tekerlek yerden kesilse, bir güç beni dürtükler.. “kalk servis başlar birazdan”. Kendi kendine gülümseme, heyecan tazelenmesi.  Bol bol tıkınılarak geçen 3-5-10 saatlik uçuşlar artık koymaz adama; çünkü yola çıkılmıştır. Demek ki, ruhumuzun kanatlarına zincir vuran duygularımız var; bizi eve, evdeki canlı-cansız varlıklara, şehrin alıştığımız keşmekeşine, hatta gıcık olduğumuz kapıcıya bağlayan. Her bahar tohum ektiğimiz arka bahçemiz, o bahçenin bahar yağmurlarıyla yıkanışı, “bu sefer dayak yiyeceksin kaçarı yok” diyerek aradığın kedinin, senin haykırışlarını hiç umursamadan kendi istediği saatte aylak aylak geri dönmesi ve dayak değil de sevgi dolu, sıcacık bir sarılışla karşılanışı, hüzünlenip elinde kadehinle uzanıp dertlendiğin deli kırmızısı... Devamı

13 05 2011

PARIS THE QUEEN

Gezdiğim şehirlerden öğrendiğim birşey varsa, “bir şehir, siz oradan ayrıldıktan sonra başlar en çok ve ne kadar özlerseniz, ne kadar tüterse burnunuzda ; o şehir o oranda güzeldir, o oranda sevilesi”... Değişmeyen şeylerden biri de, uslanmaz bir balık burcu tembeli olduğum için olsa gerek, her yolculuk arefesi, gezeceğim yerler, biletler, oteller, planlama, yemek yenecek yerler, bölüm bölüm gezilecek  müzeler ve hatta kahve alınacak köşeler bile hesaplandıktan sonra, bavullar kapının önünde beklerken içe gelen “ya nereden çıktı şimdi bu seyahat?” sorusu.. “çok mu lazımdı, oturaydın evde, amaaannn, şimdi işin yoksa iki aktarma, pasaport kontrolü, kontrol kuyrukları..offff of”. Ve hepsinin bir anda puf diye uçup gittiği, el bagajının tepeye yerleştirilip, kemerin bağlandığı an. Ne sihirdir anlamam, o anda uçar gider tüm üşengeçliğim. Uçak kalkana kadar uyurum hatta huzur içinde. Ne zaman tekerlek yerden kesilse, bir güç beni dürtükler.. “kalk servis başlar birazdan”. Kendi kendine gülümseme, heyecan tazelenmesi.  Bol bol tıkınılarak geçen 3-5-10 saatlik uçuşlar artık koymaz adama; çünkü yola çıkılmıştır. Demek ki, ruhumuzun kanatlarına zincir vuran duygularımız var; bizi eve, evdeki canlı-cansız varlıklara, şehrin alıştığımız keşmekeşine, hatta gıcık olduğumuz kapıcıya bağlayan. Her bahar tohum ektiğimiz arka bahçemiz, o bahçenin bahar yağmurlarıyla yıkanışı, “bu sefer dayak yiyeceksin kaçarı yok” diyerek aradığın kedinin, senin haykırışlarını hiç umursamadan kendi istediği saatte aylak aylak geri dönmesi ve dayak değil de sevgi dolu, sıcacık bir sarılışla karşılanışı, hüzünlenip elinde kadehinle uzanıp dertlendiğin deli kırmızısı... Devamı

30 04 2011

BUDAPEŞTE

BUDAPEŞTE |  görsel 1

ELIZABETH ÖLDÜĞÜNDE BU ŞEHRE GİTTİ.. YEMİN EDERİM..   BOŞA GÖZÜNE KESTİRMEMİŞ KANUNİ BU ŞEHRİ... ÇOK YER VAR DAHA GÖRÜLECEK DÜNYADA AMA BENİ BU KADAR ETKİLEYECEK BAŞKA BİR ŞEHİR DAHA OLUR MU EMİN DEĞİLİM..  ELBET HERKESE GÖRE DEĞİŞİR ZEVKLER; AMA BU GÜNE KADAR GÖRDÜKLERİM İÇİNDE "AŞIK OLDUM BU ŞEHRE" DEDİRTEN BİR YER OLMAMIŞTI... NEYDİ BU KADAR BANA KENDİNE AŞIK EDEN?.. ESKİ YAŞANTIMDA MI ORALARDAYDIM  DA RUHUMUN DERİNLİKLERİNDE HATIRLADIM BAZI ANILARI.. HEP DERİM ZATEN ESKİDEN KUŞTUM HERALDE.. O YÜZDEN DURAMIYORUM DURDUĞUM YERDE. HERYERE GİDESİM VAR. HERŞEYİ GÖRESİM VAR. BİR ŞEYE YETİŞİYORUM AMA NEREYE (HAYIRLISI ARTIK).. BİR KUŞTUM ESKİDEN BESBELLİ VE HER YERE UÇTUM ÖZGÜRCE.. Kİ BEYNİM O ZAMANLARDAN KALMIŞ:)... TUNA NEHRİNDE, KLASİK MÜZİK EŞLİĞİNDE, İÇKİLERİMİZİ YUDUMLAYARAK, DIŞARIDAKİ DONDURUCU SOĞUĞA KARŞILIK; SICACIK KOLTUKLARIMIZDA, SADECE BİZE ÖZEL DÜZENLENMİŞ TURDA GÖNLÜME DÜŞMÜŞ OLABİLİR, SİYAH KADİFE ELBİSE ÜZERİNDE PAHA BİÇİLMEZ MÜCEVHERLERİNİ TAKMIŞ, ASİL DURUŞLU ŞEHİR. SESSİZ, AĞIRBAŞLI, PARILTILI, MUAZZAM... HİÇ ÖYLE REKLAMA İHİTYACI YOK; VAKUR.. TANIMAK İSTEYEN GELİR TANIR BENİ DİYOR, MÜTENASIZ... UMARSIZ.. KENDİNDEN ÇOK EMİN.. BAŞI DİK, UKALA AMA KÜSTAH DEĞİL.. ŞEHİRLER İNSANLAR GİBİ GERÇEKTEN, HEPSİNİN KENDİNE ÖZGÜ KARAKTERİ VAR, KİMİ GÜZEL AMA RÜKÜŞ, KİMİ HEM RÜKÜŞ HEM SEBEPSİZ HAVALI, KİMİ HERŞEYİ YALAN REKLAMA BAĞLAMIŞ; Kİ GİDİP GÖRÜNCE HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRUYORSUN, KİMİ ÖYLE UZAK Kİ, ÜŞENİYORSUN TANIMAYA, KİMİ YAKIN AMA TEK BOYUTLU, KEŞFEDİLECEK YANI KALMAMIŞ, KİMİ DE BUGÜN BEKİR COŞKUN'UN YAZDIĞI GİBİ GÜZELMİŞ BİR ZAMANLAR AMA HIRPALANMIŞ.. IRZINA GEÇİLMİŞ HATTA... GÖRÜP DE İÇİNİ PARÇALAMAK İSTEMİY... Devamı

21 11 2010

HARRY POTTER&NEW YORK'TA 5 MİNARE

NEW YORK'TA 5 MİNAREYİ BAYRAMIN İLK GÜNÜ İZLEDİM. VE ÇOK ETKİLENDİM. HERKESİN SEYRETMESİNİ İSTERİM. GÜZEL OLMUŞ. HİÇ DÜŞÜNMÜYORDUM OYSA Kİ İZLEMEYİ.. BÜYÜK SÜPRİZ OLDU BENİM İÇİN. HARRY POTTER'I DA BUGÜN İZLEDİM. SON KİTABINI LÜZUMSUZ UZUN BULMUŞTUM. AMA FİLM OLARAK 2'YE AYIRMALARINA SEVİNDİM. ZİRA AYRINTIYA BOĞULUP ÇOK KONUYU KAÇIRDIĞIMI DÜŞÜNÜYORDUM. FİLM HATIRLATMA ANLAMINDA DA İYİ GELDİ. HP FİLMİ BEKLEMENİN HEYECANINI YAŞAMAYI ÖZLEMİŞİM. OLDUKÇA BEĞENDİM. ARTIK GERÇEKTEN ÇOK İYİ OLDUĞUNDAN MI YOKSA USLANMAZ BİR HP HAYRANI OLDUĞUMDAN MI BİLEMİYORUM??? Devamı

07 11 2010

ŞUALE POMPOMLAR

ŞUALE POMPOMLAR |  görsel 1

SANMAYIN BUNCA ZAMAN BOŞ DURDUM.NELER YAPTIM NELER. EN KISA ZAMANDA BİLGİLENECEKSİNİZ.. ŞİMDİLİK İÇİNDEN MİS GİBİ SÜT KOKUSU YÜKSELEN POMPOM PASTANIN İŞTAH AÇAN GÖRÜNTÜLERLE İDARE EDİN... Devamı

14 07 2010

VICTORIA&ALBERT

VICTORIA&ALBERT |  görsel 1

V&A' DAN ÇOK BEĞENDİĞİM BİR ESER... Devamı

14 07 2010

NATIONAL GALERY LONDON

NATIONAL GALERY LONDON |  görsel 1

National Galery (gerçekten çok beğendim)... Devamı

14 07 2010

LONDRA OPERA'DAKİ HAYALET...

Uzun zamandır yazamamıştım. Öncelikle çok özür dilerim. Kendimi affettirmek için size Londra anılarımdan bahsedeyim. Haziran sonu gittiğim Londra'da bu sefer bir farklılık yapıp, müze sergi gezmenin dışında bir de havalı bir gösteri de seyredelim dedim. Ve şansıma yirmi küsur senedir gösterimde olan; Phantom of the Opera'yı keşfedince kalbim fırlayacak gibi heyecanlandım amaaaaaaa tüm bunlar gösteri sırasında yaşadığım küçük çaplı kalp spazmının yanında hiç kaldı.  Ama durun paniğe gerek yok; yaşadığım gösterinin muhteşemliği karşısında duyduğum -çocukca- heyecandan kaynaklandı.  Hayatımda hiçbir gösteri karşısında bu heyecanı yaşamadım. Yüzümün öyle bir hal aldığını hissettim ki o sırada; içimden Nazım'ın şu dizeleri geçti: YÜZÜNE YILBAŞI AĞACININ ALLI PULLU AYDINILIĞI VURAN ÇOCUK.. BİLMEM NEREDEN AMA BİLİYORUM YAŞAYACAK BENDEN İKİ KERE ÇOK...   Bu dizedeki yüzüne allı pullu aydınlık vuran çocuk tanımı sizin de içinizde, beyninizde sımsıcak bir his uyandırmadı mı?.. İşte o hissi kalbimin ta derinlerinde ben duydum. O çocuk oldum o gece... O nasıl bir sahne düzeni, nasıl bir emek, nasıl sesler, kostümler. Esere -biraz ajitative de gelse- denecek bir söz yok zaten... Ana tema başlar başlamaz tüyleri diken diken olmayan kişinin köse olduğundan şüphe ederim. Yıllar önce Toronto'dayken, şehre gelen Opera'daki Hayalet gösterisine (bilet ücretinden dolayı) gidememiştim Sadece saatlerce sırada bekleyip, sahne arkasında kostümlere falan bakmıştım:(((.. Veee yıllardır, ne zaman Webber'in eserini duysam; içim burulurdu. Hayat garip tesadüflerle dolu; 15 sene sonra buluşabildik. Darısı diğer kaçırdıklarımın başınaaaaaa:))))... Olur d... Devamı

08 04 2010

MARQUEZ

Marquez hasta; çok üzgünüm. Ne yazık..bir devir daha sona eriyor ve anlıyorum ki biz de yaşlanıyoruz. Bizi büyüten sanatcılar bir bir gidiyor. Diyeceksiniz ki; sen de tülin, sanki hergün buluşur yemek yerdin onlarla... Öyle demeyin.. Onların özellikle Marquez'in hamuruma kattığı gerçek tadı, başka hiçbirşey katmadı..   Keşke ona bunu söyleyebilme şansım olsaydı.Ama hep yaptığım gibi, empati yapayım. Ben Marquez olsaydım; zaten bilirdim; dünyanın bir yerinde böylesi etkilediğim, zenginleştirdiğim  insanlar var...   Zenginliğine güvenen bir mirasyedinin; servetini kaybetmekte olduğu duygusunu yaşıyorum şuan... Bundan böyle; o zengin, hazır gelen servet olmayacak. Bir yandan ne yapacağım artık korkusu; bir yandan; kendi kanatlarımla uçmaya başlamak lazım düşüncesinin heyecanı ve tatmini...   Yine de Marquez "dünyaya gönderilmiş" dediğimiz yaratıklardan biridir bana göre... Belki yine "gelecekte" herkes bu fikirde olacak.. Dünyada en kıskandığım insanların başında geliyordu. Tanrı ile karşılaşmalarını en merak ettiğim...   Kazdıkça derinlerde bir hazine, derken ona benzemeyen daha muhteşem bir hazine bulunan insan.. İyi ki yaşadı bu dönemde.. 21 yüzyılın hertürlü kirliliğine rağmen, bir Marquez geçiyor bu dünyadan. Fabrika atıklarının arasında yüzen bir kaynak suyu gibi..   Sadece "ben" olarak, ömrümde okudukça içimi her türlü hisle burmasına rağmen aynı zamanda da , ferahlatan yegane yaratık... Devamı

12 03 2010

ÇİKOLATA ÇITIRI

ÇİKOLATA ÇITIRI |  görsel 1

BU SEFER YALVARSANIZ DA TARİFİNİ VERMEMMMMM.... Devamı

07 03 2010

KURU MEYVELİ KURABİYELER

KURU MEYVELİ KURABİYELER |  görsel 1

DOĞUMGÜNÜM İÇİN GELEN ARKADAŞLARIMA UZUN ZAMANDIR BALLANDIRA BALLANDIRA ANLATIP MERAK ETTİRDİĞİM KURU MEYVELİ, AĞIZDA ERİYEN KURABİYELER... Devamı

01 03 2010

SELÇUK ALTUN

ROMAN ELEŞTİRMENİ FALAN DEĞİLİM. AMA SÖZ KİTAPTAN AÇILINCA ELİMDE OLMADAN LAFI BİR ŞEKİLDE SELÇUK ALTUN'A GETİRİYORUM. O NASIL BİR BİLGİ BİRİKİMİDİR. NASIL BİR İRONİK DİLDİR... ALAYCI, ACIMASIZ ALAYCI... TRAJİK-KOMİK-TRAJİKOMİK... LAF İÇİNDEN LAF SEÇİP ONU EVİRİP ÇEVİRİP NASIL KAFA ÇALIŞTIRICI BİR ROMANA DÖNDÜRÜR BİR İNSAN HAYRET EDERİM. ÖYKÜNDÜKLERİ VARMIDIR? VARSA BEN ONLARI NASIL ES GEÇMİŞİMDİR???? MUAMMA.. GERÇEK ŞU Kİ; BEN HER SELÇUK ALTUN ROMANI BİTİMİNDE, İLK SAYFAYA DÖNMEK İSTEĞİ DUYARIM İÇİMDE VE HENÜZ KİTABI ALMAMIŞ, OKUMAMAIŞ OLANLARA İMRENİRİM.. OOO NE GÜZEL HEYECANLAR YAŞAYACAKLAR FARKINDA DEĞİLLER DAHA DİYE. GENÇLİĞE ÖZENİR GİBİ.. AMA UZUN ZAMANDIR YAZMADI SELÇUK ALTUN. KENDİSİNİ BU KONUDA UYARIYOR VE ŞİDDETLE KINIYORUM. Devamı

01 03 2010

ÖZBEKİSTAN-SEMERKAND

ÖZBEKİSTAN-SEMERKAND |  görsel 1

GERÇEKTEN BÜYÜLÜ GİBİYDİ... BURASI TİMUR'UN KARISI İÇİN YAPTIRDIĞI BİBİ HANIM TÜRBESİ... Devamı

28 02 2010

KİTAP

YEĞENİME ALIP ÖNCE KENDİM OKUMAK İÇİN GİZLİCE YÜRÜTTÜĞÜM; ERİC KASTNER'IN "HAYVANLAR TOPLANTISI" KİTABINA BAYILMAKLA KALMADIM...HERKESİN, ÖZELLİKLE BÜYÜKLERİN UTANARAK OKUMALARI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM. Devamı

27 02 2010

ANNEMİN BROWNISİ

MALZEMELER:   4 YUMURTA, 1 SU BARDAĞI ŞEKER, 1/2 SU BARDAĞI SIVI YAĞ, 1 SU BARDAĞI UN, 1 PAKET KABARTMA TOZU, 1 PAKET VANİLYA, 2 YEMEK KAŞIĞI KAKAO. SÜTLÜ SOS : 1 ÇAY FİNCANI SÜT, EN AZ 5 YEMEK KAŞIĞI NESCAFE. (ZEVKE BAĞLI OLARAK AZALTILIP, ARTTIRILABİLİR) ÇİKOLATALI SOS : 2 SU BARDAĞI SU, 2 YEMEK KAŞIĞI MISIR NİŞASTASI, 4 YEMEK KAŞIĞI KAKAO, 1/2 SU BARDAĞI ŞEKER, 1 (KARE) PAKET BİTTER ÇİKOLATA . YÖNTEM: UN, KABARTMA TOZU, VANİLYA VE KAKAO BİR KAPTA KARIŞTIRILIR.  YUMURTA VE ŞEKER YAKLAŞIK 6 DAKİKA  ÇIRPILIR; ARDINDAN SIVI YAĞ EKLENEREK YAVAŞ HIZDA KARIŞIM TAMAMEN HOMOJEN HALE GELENE KADAR ÇOK KISA SÜRE ÇIRPILIR . EN SON KURU MALZEME KARŞIMI (UN+ KABARTMA TOZU+ VANİLYA+KAKAO) EKLENEREK YİNE PÜRÜZSÜZ OLANA KADAR YAVAŞ HIZDA (TERCİHEN MİXER KAPALI POZİSYONDA) KARIŞTIRILIR. YAĞLANMIŞ (BEN SIVI YAĞ İLE YAĞLIYORUM)  VE HAFİF UNLANMIŞ CAM KABA DÖKÜLÜR. BENİM KULLANDIĞPIM CAM KAP YAKLAŞIK 25*35 CM BOYUTUNDA. İLK BAŞTA DÖKTÜĞÜNÜZ KARIŞIM GÖZÜNÜZE ÇOK İNCE GELİYOR. AMA PİŞTİKTEN SONRA İDEAL KALINLIĞA ULAŞIYOR. SABREDİN BEKLEYİN..SONUÇ ÇOK NEFİS OLUYOR.   170 DERECEYE ISITILMIŞ FIRINA KOYUP PİŞİRİN. (KABARMA İŞLEMİ TAMAMLANANA KADAR FIRINI AÇMAMANIZI ÖNERMEME GEREK YOK SANIRIM). KARIŞIMI FIRINA KOYAR KOYMAZ; SÜTÜ KAYNATIP, İÇİNE NESCAFE'Yİ EKLEYEREK, OLDUKÇA KOYU BİR KAHVE HAZIRLAYIN. FIRINDAKİ PİŞERKEN, SÜT SOĞUSUN. KEKİN PİŞTİĞİNE EMİN OLDUĞUNUZDA ÇIKARTIP ILIK-YADA SOĞUK HALDEKİ SÜTLÜ NESCAFE'Yİ KEKİN ÜZERİNE DÖKÜN. ÇİKOLATA SOSUNUN BİTTER ÇİKOLATA DIŞINDAKİ MALZEMELERİNİ KARIŞTIRIP PİŞİRİN. KIVAMINI ALINCA OCAĞI KAPATIN VE SICAK HALDE İKEN BİR PAKET ÇİKOLATAYI İÇİNE ATIN. KARIŞTIRARAK ÇİKOLATAYI YEDİRİN. SOSU DİLEDİĞİNİZ ZA... Devamı